|
KASABAMIZIN TARİHÇESİ
Kasabamız hakkında önemli bir araştırma yapılmamış
olmasına rağmen tarihi Anadolu uygarlık tarihleri kadar
eski olduğu tahmin edilmektedir.Türk Anadolu tarihinde
daha önceleri Türklerin bu bölgelerde görülmüş olmasına
rağmen başlangıç tarihi 1071(Malazgirt savaşı) yılı
kabul edilir.Denizli ve yöresine gelişleri ise 1072
yılıdır.Bölgemizde ise ilk olarak Çardak a yerleşmiş
buradan dağılmışlardır.Çal, Baklan yöresine geçen
atalarımız ilk yerleşim yeri olarak kasabamızı kurmuş
buradan bölgeye dağılmıştır.O tarihlerde kasabamız
önemli bir ticaret ve uygarlık merkezi
olmuştur.13.yüzyıl'a kadar göçebe çadır hayatı yaşayan
bölge insanımız bu tarihten sonra yerleşik düzene
geçmiştir. İlk uygulaması çiftlikler şeklinde uygulanan
yaşam tarzı 16. yüzyıl'a kadar sürdürülmüş, bu
tarihlerde çiftliklere yapılan saldırıları bertaraf
edebilmek için bu çiftlikler birleştirilerek toplu
yerleşime geçilmiştir. Kasabamızın tarihsel bulguları
ile ilk yerleşim 13.yüzyıl olduğu tahmin edilmektedir.Çalkebir
höyüğü' nün bulunduğu bölge ise
maden devrine ait olduğu
sanılmaktadır. Henüz kazı çalışması yapılmamakla
birlikte Hasankeyf'de bulunan mozaiklerden bu bölgede de
bulunduğu bilim adamları tarafından iddia edilmektedir.
Hüsamettin
Dede bölgenin Türkleşmesinde önemli katkılar
sağlamış olup, Çal, Çivril, Güney,
Asikaraağaç (Acıpayam), Muğla bölgelerini
fetheden ünlü Selçuklu komutanıdır. Mahmut Gazi ve Ellez
Gazi Hüsamettin Dede komutasında bölgede önemli
savaşlar kazanmıştır. Yukarı Menderes havzası ve Baklan
ovasını içine alan bölgeye Çal
bölgesi denmektedir o tarihlerde. Çal ismi;
Yaylak, mayalanmak, sürmek anlamları taşımakta olup
Türkçe bir isimdir. Kayı Türkleri bu ismi sıkça
kullanmıştır. (Trabzon, Çorum, Manisa da Çal ismi ile
anılan bölgeler mevcuttur.) Çal sempozyumun da (1-3
Eylül 2006) ortaya konulan bilgi ve belgelere
bakıldığında bölgede 200.000 Türkmen çadırı, bir tarihte
Veba hastalığından dolayı 200.000 kişinin ölmesi vs.
gibi sayısal veriler bölgenin ne denli önemli bir bölge
olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.19. yüzyıl'a kadar
Çal bölgesinin belli bir merkezi olmamıştır. Bu yüzden
başta kasabamız olmak üzere Çal merkezinin kendi
bölgeleri olduğu iddia eden kasaba ve köyler vardır. 11.
yüzyıl - 14. yüzyıl Menderes havzası ve Çivril bölgesi
çeşitli savaşlara sahne olması, bölge topraklarının sık
el değiştirmesi dolayısı gerekçesi Kasabamızın Çal
bölgesi merkezi olduğu iddiası daha muhtemeldir. 18.
yüzyıl'a kadar Baklan ve Demirciköy ayrı iki ilçe olarak
Dazkırı'na bağlı olması
Demirciköy'ün (Çal) bölgenin merkezi olmadığını
ispatlamaktadır. Pazaryolu
denilen yol kasabamızdan
Kayıpazarı'na uzanan yoldur. Boğaziçi'nin ipek
yolu diyebiliriz. Demircilik,dokuma (Asıçal bezi), kilim
ve halı dokuma, kağnı ve at arabası yapımı başlıca sanat
dalları idi. Kasabamız
eski camisi
bu tarihler itibarı ile Selçuklu
Türkleri dönemine ait önemli bir yapıdır.
Kasabamızı kuran atalarımız Oğuzların Kayı boyundan
gelmektedir. Kuruluş itibarı ile o tarihteki ismi
Çal dır.Zaman içerisinde
Demirciköy önemli merkezlere yakınlığı nedeni ile;
özellikle Osmanlı devletinin kuruluşundan sonra Aydın
ili(Germiyan beyliği) ile ticaret bölgenin önemini
artırmıştır. Beylikler döneminde Denizli (Tengizli)
ili ile birlikte Candaroğulları
bölgenin hakimi olmuştur. Demirciköy 19. yüzyılda
Çal ismini almıştır. Demirciköy de Çal ismini kullanınca
Kasabamıza Asıçal (Eskiçal)
ve Çalkebir(Büyükçal)
isimleri kulanılmıştır. Önemli bir ekonomik merkez olan
kasabamız kendi adıyla anılan para birimi olan
Kaime yi(Çal kayması) o
tarihlerde kullanmıştı (İlk
Osmanlı kağıt parası "1871").Osmanlı döneminde
kasabamızdan saraya kız verilmesi ve kız alınması
konularıda kasabamızın ilişkiler, konumu ve itibarı ile
önemli bir merkez olduğunu anlatmaktadır. 1.Dünya savaşı
ve işgal yıllarına kadar kasabamızda Rumların da
yaşadığını biliyoruz.Kurtuluş savaşı sırasında
Yunanlıların ve işgal kuvvetlerinin yerli halka
yaptıkları zulüm dolayısı ile halkın tepkisini çekmiş
bundan korkan bir kısım Rum Kasabamızdan
kaçmış,kaçamayanlar kasaba halkı tarafından öldürülmüş,
kasabanın Baklan istikameti, Kızılyer mevkii deresi(Gavur
mezarlığı) ne gömülmüştür.
Cumhuriyet tarihinde ise kasabamız önemli bir gelişme
kaydetmemiş eski parlak dönemlerinden eser
kalmamıştır.1956 yılında belediye olan kasabamız, 1960
ihtilalinden sonra dönemin kaymakamının tavsiyesi ve
belediye meclisinin kararı ile Çalkebir olan ismi
Boğaziçi olarak
değiştirilmiştir.1969 yılında dönemin Enerji bakanı olan
Hüdai Oral' ın çabaları ile elektrik kasabamıza girmiş
Baklan ovası sulama projesi o tarihte yine Hüdai Oral
tarafından çizilmiştir.1989 yılında Baklanın ilçe
olmasından sonra Çal 'a bağlı olan kasabamız Baklan 'a
bağlanmıştır.2005 yılında çıkan yasaya göre nüfusu 2000
in altında olduğu için şu an köye dönüştürülmektedir. |